İçeriğe Atla

ilham

Sunnie Güneşi’nin Hikâyesi

Melisa Lodiyev·
Sunnie Güneşi’nin Hikâyesi

Sunnie’ye geldiğinizde onu mutlaka görürsünüz. Tabelada, bardaklarda, duvarlarda, küçük detaylarda… Her yerde bir güneş vardır. Bugün Sunnie ile özdeşleşmiş olan bu güneş aslında bir logo tasarlama fikriyle ortaya çıkmadı. Sunnie’den, stüdyodan, hatta benim dövme sanatçısı olmamdan çok daha önce hayatımdaydı. Çünkü benim ilk dövmem bir güneşti.

Ben güneşi her zaman çok sevdim. Güneş bana, ne yaşanırsa yaşansın bir yerlerde mutlaka aydınlık bir taraf olduğunu hatırlatıyor. Bazen içinde bulunduğumuz anda bunu göremiyoruz. Bazen yaşadığımız bir şey o kadar büyük geliyor ki sanki hep orada kalacakmışız gibi hissediyoruz. Ama gün bitiyor. Sabah oluyor ve güneş yeniden doğuyor. Benim için her yeni gün, yeniden başlama ihtimalini taşıyor. Biten şeylerin biten günle birlikte geride kalabileceğini, ertesi günün bana yeni bir alan açabileceğini hatırlatıyor. Bu yüzden ilk dövmemin güneş olması benim için hiçbir zaman sadece estetik bir seçim değildi.

Aslında güneşle olan bağım ilk dövmemle de bitmedi. İkinci dövmem de yine güneşle ilgiliydi. Dövme eğitimi aldığım, hayatımın yönünü değiştiren ve beni çok fazla dönüştüren stüdyoda, çok sevdiğim bir sanatçı olan Berkay abinin (Berkay Kenan Erkul) kendi el yazısıyla “Güneş bir yerlerde parlıyor” cümlesini dövme yaptırdım. Bu cümleyi özellikle onun el yazısıyla üzerimde taşımak istedim. Çünkü hem bulunduğum yerin hem o dönemin hem de oradaki insanların hayatımdaki karşılığı çok büyüktü. Ve o an o dövmeyi yazdırırken kalıcı bir izi bırakacak kişinin kendi elinden geçecek olanı da kendi el yazısıyla taşımak istedim. Bu yazıyı okursan hala dövmemi ve seni çok seviyorum Berkay abi :)

“Güneş bir yerlerde parlıyor” benim kendime tekrar tekrar hatırlatmak istediğim bir cümleydi. Çünkü bazen güneşi bulunduğun yerde göremeyebilirsin. Hayat bazen karanlık gelebilir, bazı dönemlerde yönünü kaybetmiş hissedebilirsin. Ama bu, güneşin olmadığı anlamına gelmez. Güneş bir yerlerde hâlâ parlıyordur. Belki henüz göremediğin bir yerde, belki ulaşmak üzere olduğun bir yerde, belki de yeniden bakmayı öğrenmen gereken bir yerde. Bugün düşündüğümde Sunnie’nin sembolünün güneş olmasının tesadüf olmadığını daha iyi anlıyorum. Güneş zaten uzun zamandır benim hikâyemin içerisindeydi.

Sunnie Güneşi’nin başka insanların hayatına geçmeye başlaması ise çok daha sonra oldu. Sunnie ilk stüdyo zamanlarında yaklaşık sekiz saat süren uzun bir dövme yapıyordum. Dövme yaptıran kişinin kız arkadaşı da bütün seans boyunca bizimleydi. Ben dövme yaparken bekleyen insanlar genellikle sırtımın arkasında otururlar. Uzun seanslarda doğal olarak sohbet etmeye başlarız. Dövme yaptıranla da, yanında bekleyenle de konuşuruz. Hayattan, ilişkilerden, bazen o güne kadar hiç tanımadığımız insanların hikâyelerinden bahsederiz.

O gün de böyle bir gündü. Dövmenin sonlarına yaklaşmıştık. İsmini söylemeyeceğim ama o kişiyi hâlâ çok seviyorum. Aklında herhangi bir dövme yaptırma fikri yoktu ve tahminimce sonrasında da belki başka bir dövme yaptırmadı. Fakat bir anda omzumdaki güneşi gördü ve bana o güneşi aynı yere, aynı şekilde yaptırmak istediğini söyledi.

Bu beni çok mutlu etmişti. Çünkü o gün beni ilk kez tanıyordu, ben de onu ilk kez tanıyordum. Birbirimizin hayatında yalnızca birkaç saattir vardık. Ama o birkaç saatin sonunda, orada yaşadığı ana dair bedeninde bir iz bırakmak istemişti. Bunun onda tam olarak neye karşılık geldiğini hiçbir zaman bilemeyeceğim. Belki o anı kabullenmek istedi, belki hayatındaki bir dönemi hatırlamak istedi, belki de sadece o an öyle hissetti. Ama benim için çok özel bir şeydi. İlk Sunnie Güneşi’ni o yaptırdı.

Sonrasında insanlar omzumdaki güneşi gördüklerinde kendi bedenlerinde de aynı güneşi taşımak istemeye başladılar. Hatta çoğu, benim güneşimin bulunduğu yere yaptırmak istiyordu. Üç kişi, dört kişi derken bu güneş yavaş yavaş yalnızca benim ilk dövmem olmaktan çıktı. Başlangıçta omzumdaki güneş, benim o zaman çizdiğim ve dövmeyi yapan sanatçıya verdiğim bir çizimdi. Fakat zaman içerisinde onu değiştirdim, geliştirdim ve ona kendi hayatımdan daha fazla anlam yüklemeye başladım. Bugün Sunnie Güneşi’ni taşıyan 22 kişi var. Bu sayı benim için yalnızca 22 dövme anlamına gelmiyor; 22 farklı hayat, 22 farklı karşılaşma ve birbirimize bir şekilde dokunduğumuz 22 ayrı hikâye anlamına geliyor.

Sunnie Güneşi’nin merkezinde bir spiral bulunuyor. Aslında benim ilk dövmemdeki güneşte de spiral vardı. Spiral benim için yaşamın döngüsünü, sürekli gelişimi, içsel dönüşümü ve hayatın bitmeyen akışını temsil ediyor. Merkezden dışarı doğru büyüyebilir ya da dışarıdan merkeze doğru ilerleyebilir. Bir başlangıç noktası vardır ama ilerledikçe form değişir. Ben de kendime hiçbir zaman “Tamam, oldum.” dememek için söz verdim. Hiçbir zaman “Ben artık yaşadım, öğrendim ve tamamlandım.” demek istemiyorum. Çünkü insanın gerçekten tamamlandığına inanmıyorum.

Hayat boyunca değişiyoruz. Yeni insanlar tanıyoruz, bazı insanları kaybediyoruz, bazılarıyla yollarımız yeniden kesişiyor. Bildiğimiz şeyleri sorguluyor, yeniden öğreniyoruz. Bazen başladığımız yere geri dönüyoruz ama oraya dönen kişi artık başlangıçtaki kişi olmuyor. Spiral bana bunu hatırlatıyor. Akışa karşı koymamayı, her şeyi kontrol etmeye çalışmamayı, hayatın beni götürdüğü yerde dönüşmeye açık olmayı anlatıyor. Her şeyin bir başlangıcı ve sonu olabilir ama bazen bir son, başka bir şeyin başlangıcına dönüşebilir. Bazen de yapılması gereken tek şey akışa karşı koymadan onunla birlikte ilerlemektir.

Spiralin etrafında ise birbirinden farklı, düzensiz güneş ışınları var. Hiçbiri birbirinin aynısı değil, hiçbiri kusursuz ve düzenli bir çizgide ilerlemiyor. Bunun da benim için ayrı bir anlamı var. Çünkü hayatımız da hiçbir zaman dümdüz ilerlemiyor. Hayatımıza insanlar giriyor, insanlar çıkıyor. Birileri bizi bulunduğumuz yerden alıp başka bir yere taşıyor. Bazen biz bir başkasının hayatında aynı şeyi yapıyoruz. Bazı insanlarla uzun süre birlikte yürüyoruz, bazıları hayatımızda çok kısa kalıyor. Bazen yıllarca görmediğimiz biri tekrar hayatımıza dahil oluyor.

Ben de hayatım boyunca çok fazla insan tanıdım. Çok fazla insanı sevdim ve çok fazla insanı geride bıraktım. Bazen geride bıraktığım insanlar belli bir zaman sonra tekrar hayatıma girdi. Ben de başka insanların hayatlarında böyle oldum. Bazen birinin hayatında çok fazla yer kapladım, çok sevildim, çok var oldum. Sonra bazı dönemlerde hiç olmamışım gibi uzaklaştım. Belki yıllar sonra yeniden yollarımız kesişti. Zaman içerisinde bütün bunların hayatın doğal akışının bir parçası olduğunu kabul etmeye başladım.

Sunnie Güneşi’nin etrafındaki o düzensiz ışınlar tam olarak bunu temsil ediyor. Hayatımıza giren ve çıkan insanları, onların bizi dönüştürmesini, bizim onları dönüştürmemizi ve hiçbir ilişkinin, hiçbir dönemin, hiçbir halimizin sonsuza kadar aynı kalmadığını kabul etmeyi anlatıyor. Hiçbir şeyin kalıcı olmadığını ama yaşanan hiçbir şeyin de tamamen anlamsız olmadığını hatırlatıyor. Çünkü hayatımızdan geçen herkes bir şekilde bizde bir şey bırakıyor. Biz de onlarda bir şey bırakıyoruz.

Belki de bu yüzden ben hiçbir zaman yalnızca “ben” kavramına çok fazla tutunmak istemedim. Ben “biz” olmayı seviyorum. Sunnie de benim için bunun en somut örneklerinden biri. Burası yalnızca benim yaptığım bir yer değil. İnsanlar buraya gelip kahve içmese, çay içmese, dövme yaptırmasa, sohbet etmese Sunnie bugün olduğu yer olmazdı. Ben de bugün olduğum kişi olmazdım.

Ben bir şey üretiyorum, birileri geliyor ve onu deneyimliyor. Onlar memnun kalıyor ya da bana bir şey öğretiyor. Bir sonraki insan geldiğinde ben daha iyi, daha gelişmiş, daha düzenli ve daha dikkatli olmaya çalışıyorum. Sonra o insan bir başkasına anlatıyor. Bir başkası geliyor ve hikâye devam ediyor. Sürekli birbirimizi etkiliyoruz. Bu insanlar beni oluşturuyor, ben de onların hayatlarında küçücük de olsa bir şey oluşturuyorum. Ben başka insanlar olmadan bugün olduğum kişi olamazdım. Aynı şekilde bazen benim de bir başkasının hayatındaki küçük bir dönüşümün parçası olduğumu biliyorum.

Bu yüzden Sunnie Güneşi’ni herkese doğrudan yaptığım bir dövme gibi görmüyorum. Bazen biri Sunnie’ye geliyor ve aklında hiçbir dövme fikri olmuyor. Özellikle ilk dövmesini yaptırmak istediğini söylüyorsa onu buraya getiren şeyi merak ediyorum. Çünkü bence insan özellikle ilk dövmesini yaptırmaya yalnızca sosyal medyada bir fotoğraf gördüğü veya bir arkadaşının tavsiyesi üzerine gitmiyor. İnsanı oraya getiren başka bir şey oluyor. Belki hayatındaki bir değişim, belki geride bırakmak istediği bir dönem, belki yeni bir başlangıç ya da henüz kendisinin bile tam olarak adını koyamadığı bir his.

Böyle zamanlarda önce sohbet ediyorum. Karşımdaki insanı biraz tanımaya çalışıyorum. Eğer onun bana bir iz bırakabileceğini hissedersem ve benim de onun hayatında gerçekten bir şey değiştirebileceğimi, ona bir iz bırakabileceğimi düşünürsem Sunnie Güneşi’nin hikâyesini anlatıyorum. Spirali anlatıyorum, ışınları anlatıyorum, akışı anlatıyorum. Eğer karşımdaki kişi de bu hikâyede kendisinden bir şey buluyorsa ve hayatındaki dönüşümle bu sembol arasında bir bağ kurabiliyorsa Sunnie Güneşi’ni birlikte çalışıyoruz.

Bazen dükkânda çok sevdiğim bir an yaşanıyor. Bir bakıyorum, aynı anda içeride Sunnie Güneşi taşıyan birkaç kişi var. Birinin omzunda, birinin kolunda, diğerinin başka bir yerinde… O an aslında güneşlere değil, onların hikâyelerine bakıyorum. Birbirinden tamamen farklı hayatları olan insanlar farklı zamanlarda bir şekilde benimle karşılaşmış ve aynı sembolde buluşmuş oluyor.

Onların bana gülümseyerek baktığını gördüğümde bazen kendi kendime “Evet, akıştayım. Yaşıyorum ve bir şeyler yapıyorum.” diyorum. Belki Sunnie Güneşi’ni bu kadar sevmemin sebebi de bu. Bana yalnız olmadığımızı, hayat boyunca birbirimizin içinden geçtiğimizi, birbirimizde iz bıraktığımızı hatırlatıyor. Bazı insanların kalacağını, bazılarının gideceğini, bazılarıyla yeniden karşılaşacağımızı ve bütün bunların bizi başka bir insana dönüştüreceğini anlatıyor.

Ve her şeyin sonunda bana başladığım yerdeki şeyi yeniden hatırlatıyor: Güneş bir yerlerde parlıyor.

Bugün Sunnie’nin tabelasında, bardaklarında, duvarlarında ve insanların teninde gördüğünüz Sunnie Güneşi’nin hikâyesi bu. Bir güneş, bir spiral, hayatımıza giren insanlar, başlangıçlar, bitişler, dönüşüm ve bütün bunlara karşı koymak yerine akışın içerisinde kalabilmek.

Onu taşıyan, hikâyesini kabul eden ve bu hikâyenin bir parçası olmayı seçen herkesi de bu yüzden çok seviyorum.

Bursa'da dövme mi düşünüyorsun?

Stüdyomuza göz at, fiyatını hesapla ya da hemen randevu al.

Sunnie Güneşi’nin Hikâyesi: Güneş Bir Yerlerde Parlıyor | Sunnie Tattoo Art&Coffee Bursa